Maharishi 11 Temmuz 2002 tarihli konuşmasında diyor ki:
"Her
ülkede insanların hazırladığı bir anayasa var ama insanın
düşüncesi mükemmel değildir. Bu yüzden bu anayasalar bir
milleti idare etmek için her zaman yetersiz kalacaktır.
Bu sebeple her yerde fakirlik, suç ve ceza var."
Ne
demek istiyor?
"Bir
dünya imparatorluğu kuralım"diyor."İliminatinin
anayasasını kabul edin. Çünkü o Tanrısaldır." Şeytansaldır
diyemediği için "Tanrısaldır" diyor.
"Bu
sebeple her yerde fakirlik, suç ve ceza var."
Yani iliminatiyi kabul edersek; fakirlik suç ve ceza olmayacakmış.
Oysa ki nerede şeytan varsa orada suç vardır, ceza vardır.
Diğer
tarafta ise Allah'ın yaptığı kanun (God made law), Allah'ın
yaptığı kanun olan doğal yasa (Total naturel law). Orada
toplam doğal yasa, doğal kanun varmış ve kâinatı problemsiz
biçimde mükemmel yönetiyor. Tabi o Allah ve Allah'ın kanunu.
"Doğal
yasa, Allah'ın yaptığı kanunun adı mıdır?"
Doğal
yasa, Allah'ın koyduğu kanunların tabiî sonucudur. Allah'ın
kanunu yani sünnetullahı, her yerde dengeyi sağlayan muhteşem
bir dizayndır.
Allahû
Tealâ'nın sünnetullahının, yani kâinatı her zerresiyle idare
eden ilâhî computerin yağmuru, karı nasıl yağdırdığı, bir
tohumu nasıl çatlatıp topraktaki sistemle onu buğday haline
getirdiği, ozon dengesinin nasıl sağlandığı, fotosentezin
nasıl yapıldığı... Her biri Allah'ın o computerinin neticesidir
ve o Allah'ın tabiî yasasıdır.
Ama
nerede insan varsa; insan her zaman şeytanla beraberdir
ve orada vahşet olur, suç olur. Şeytan varsa suç ve ceza
mutlaka var olacaktır ve bu muhtevanın temsilcisi de şu
anda Maharishi'dir.
"Her ülkede gruplar kuracağım, bu gruplar transandantal
meditasyon yapacaklar." diyor Maharishi.
Tıpkı şeytan gibi konuşuyor. Şeytan da öyle diyordu Allahû
Tealâ'ya. "Eğer insanları da beni de yaşatırsan;
kıyâmet günü insanların çoğunu sana şükreder bulamayacaksın;
çünkü hepsinin Sıratı Mustakîmleri üzerine oturacağım ve
hepsini kendime bağlayacağım." İşte en çok bağladığı
kişi de bu Maharishi.
Ve
Maharishi; "gruplar kuracağım" diyor, şeytan
gibi konuşuyor. Şeytan da; "kendime bağlayacağım"
diyordu.
"Bu
gruplar transandantal
meditasyon yapacaklar, yoga
uçuşunu gerçekleştirecekler ve barışı sağlayacaklar."
Yoga uçuşu dedikleri de insanların zıplamaları. Barışı sağlamak
yerine arkasından hep kavganın geleceğini düşünüyorum. Nerede
şeytan varsa orada kavga vardır, dövüş vardır, kaos vardır.
Transandantal Meditasyon da bunların hepsinin bileşkesini
teşkil eder.
"Bunu
sözlerle değil doğal yasayı, Allah'ın vasiyetini hayata
geçirerek yapacaklar."
Allah'ın vasiyeti; ruhunuzu,
vechinizi, nefsinizi
ve iradenizi Allah'a teslim etmek ve böylece iç dünyanızda
sulh ve sukûnu yaratmaktır. Maharishi'nin dizaynına baktığınız
zaman şeytanın ta kendisini görüyorsunuz.
İç
dünyanızda nefsinizin
afetleri Allah'ın bütün emirlerine karşı gelir, yasak
ettiği her fiili işler. Ruhunuzun
hasletleri ise tam aksidir ve aralarında devamlı savaş vardır.
Bu yüzden insanlar huzursuzdur. Ne zaman nefslerinin emirlerine
tâbî olurlarsa, aslında şeytanın emrine tâbî olmuşlardır.
Çünkü şeytan ve nefsin afetleri aynı şeyleri isterler. Ve
insanlar nefslerindeki afetler sebebiyle suç işlerler.
İnsanları
nefslerinin bütün afetlerinden kurtaracak olansa transandantal
meditasyon değil, Allah'ı
zikretmektir. Nefsin afetleri yok oldukça; içimizdeki,
dışımızdaki kavga adım adım biter. Daimî
zikre ulaştığınız anda nefsinizin kalbinde hiç afet
kalmayacak, iç dünyanızda ve dış dünyanızdaki kavga da bitecektir.
Asla suç işleme oluşamayacaktır.
Burada
şeytan insanları nasıl aldatıyorsa, Maharishi de aynı masalla
aldatıyor. Allah'ın vasiyeti; nefsinizi, ruhunuzu, fizik
vücudunuzu ve iradenizi Allah'a teslim etmenizdir. O zaman
gerçek bir sulh ve sukûnun nasıl yaşandığını göreceksiniz.
Maharishi'nin 18 Ekim 2002 tarihli konuşmasında;
Küresel
imparatorluğun aydınlanma bakanı Dr. Berar Morıs'in bütün
dünyadaki üniversite rektörlerine kendi üniversitelerinde
bir Dünya Barışı Fakültesi kurmaları için yaptığı davete
de yer veriliyor.
Bütün insanlığı mahvetmek üzere korkunç çalışıyorlar bu
adamlar. Şeytanî imparatorluk; bütün dünya üzerinde insanların
nefslerini daha azgın duruma getirmek için hareket halinde.
"Bu
fakültede öğrenciler transandantal meditasyon ile beyin
fonksiyonlarını tam olarak geliştirebilecek"
Ne demek istiyor? Transandantal meditasyonla
şeytanın onların üzerindeki hakimiyeti adım adım artacak.
Şeytan, şeytanî zekayı temsil eder. Korkunç zeki bir mahlûktur.
"Ve
böylece bütün dünyaya barış dalgaları yayabilecekler"
deniyor. Tam aksine bütün dünyaya savaş dalgaları yayacaklar.
Eğer bütün dünyada sulh ve sükûn yoluyla bunları başarabilirlerse,
emirleri altına aldıkları liderlerle dünyayı şeytanî imparatorluğun
kölesi haline getirmek niyetindeler.
"Dünyadaki
bütün üniversitelerde olması gereken fakülte bu mudur?"
Hayır
bu değildir. Tam aksine bütün dünyada olması lâzım gelen
Tasavvuf Fakültesidir. Transandantal meditasyonu
değil, Allah'ın zikrini öğreten, bütün insanların daimî
zikre ulaşmasını temin eden ve daimî zikre ulaşan insanların
vücuda getireceği bir dünya nizamı, dünya sulhunu ve sukûnunu
sağlayacaktır. Bunlara rağmen bu nizam sağlanacaktır. Küresel
imparatorluk Allah'ın dizaynında açık bir şekilde görüldüğü
gibi yenilmeye mahkûmdur.
Bir
gün bütün üniversitelerde Allah'ın ilmini öğretmek üzere
bir fakültenin kurulması söz konusu olabilir mi?
Elbette
olabilir. İnşaallah o günleri de Allahû Tealâ bize yaşatır.
Yine 18 Ekim tarihli konuşmada;
Küresel imparatorluğun ilk kralı olan Raja Nader Raam'ın
(Nadir Raam) bütün hükümetlere doğal yasayla yönetimi öğretmek
üzere yaptığı davet yer alıyor.
İsimler
birer birer ortaya çıkıyor. Maharishi ve ondan sonra Raja
Nadir Raam, Kral. Kapalı olan sahalar önümüzdeki günlerde
birer birer açılacak. Dünyaya hakim olmak isteyen bu insanların
önlerinde sadece Allah'ın
dostları yer alacak.
Neticede
rahmânî yoldan dünya sulhu mutlaka kurulacaktır. Zülmanî
yoldan, şeytanî yoldan değil. Maharishi bu konuda; (Administration
true naturel low' gerçek tabiî kanunlar yoluyla idarî yapı)
Diyor ki; "ideal yönetim, ideal eğitim ile olur. İdeal
eğitim, beyin potansiyelini geliştiren ve kozmik yaratıcılığı
ortaya çıkaran eğitimdir."
Dikkat edin! Beyin potansiyelinin gelişmesi şeytanın hakimiyetinin
o beyin üzerinde yerleşmesini ifade eder. Beynin tam üst
tarafında dairesel bir alan içerisinde şeytan hakimiyet
kurmak ister. Orasının hissizleştiği bütün insanlarda şeytan
hükmünü geçici de olsa icra etmiştir.
Şeytanın
insanlar üzerindeki etkisinin o yuvarlak daire içindeki
sistemde hükmünü icra etmemesi konusunda, bu zülmanî yolculukları
yapanlar tedbirler almak mecburiyetindedir. Maharishi ve
bu Raja Nadir Raam, küresel imparatorluğun ilk kralı, ilk
imparator bunu söylüyor.
İnsanları
şeytanî bir hakimiyet altına almak için el birliğiyle gözümüzün
önünde çalışıyorlar. 8 tane uydudan dünyaya yayın yapıyorlar
ve insanları bu yalanlara inandırıyorlar.
Diyor
ki:
"Bu
her dinden, her kültürden, her milletten insanın doğuştan
elde ettiği bir haktır. Artık hayatta hiç kimse acı çekmek
zorunda değildir."
Şeytanî
imparatorluk dünyaya hakim olabilirse, insanlar acıyı o
zaman yaşarlar. Ama hakim olamayacaklar. Hamdolsun ki; bu
neticeyi biliyoruz. Küresel imparatorluk dünyaya hakim olmak
üzere büyük gayretlerin içerisinde. Ve ne kadar sistemli
çalıştıklarını görüyorsunuz. Biz onların karşısında en güçlü
olanız. Allah'ın onların karşısına çıkardığı kişiyiz ve
yenilecek olanlar onlardır.
Nasıl olduğunu gelecek günlerde birer birer yaşayacaksınız.
İnsanlar acı çekmek zorunda değil tabi ama; eğer şeytan
insanlara hakim olursa acı çekmenin ne olduğunu, en büyük
acıları yaşadıkları zaman anlayacaklar.
"Meditasyonu
öğrenmek ve bu sistem ile yönetilmek neden bir hak olarak
sunuluyor? Bu şekilde sunulmasının amacı nedir?"
Hak olarak sunuluyor. Sanki insanlar acıyı, huzursuzluğu
kendileri vücuda getiriyormuş gibi. Sanki şeytanın hiç müdahili
yokmuş gibi gösteriyorlar ve bu acılardan insanların kurtulması
için şeytanî bir zekâ ile insanlara gene şeytanı salık veriyorlar.
İnsanları huzursuz eden iblis, huzursuzluktan kurtaracak
olansa Allah'tır. Yolu da; transandantal
meditasyondan değil zikirden, Allah'ın ilminden geçer.
"Bu
şekilde sunulmasının amacı nedir?"
Şeytan, insanların başına ördüğü bu çorabın neticesinde
dünya hakimiyetini o insanların vasıtasıyla ele geçirmek
istemektedir. Dünyanın en zengin insanları bu çetenin içinde.
Ve korkunç bir faaliyet, bütün dünyayı hakimiyeti altına
almak üzere hareket halinde. Gelecekte kartlar daha açık
oynanacak. Onları daha yakından tanıyacaksınız.
İSKENDER
ALİ MİHR