|
 KUR'ÂN-I
KERîM VE ZİKİR
Allahû ZülceIâl Hz. Kur'ân
hakkında birçok âyet-i kerîme inzal etmiştir. Kur'ân-ı Kerîm hakkında
bazen zikir kelimesini kullanmaktadır.
15/ HİCR-9: İnnâ nahnü nezzelnezzikre ve innâ lehü lehafizûn
"Bu zikri Biz muhakkak ki Biz indirdik, onun muhafızı (koruyucusu
da) muhakkak ki Biz'iz."
41/ FUSSİLLET-41: İnnelleziyne keferû bizzikri lemmâ câehüm, ve innehü
lekitâbün aziyz.
Zikir kendilerine gelince onu inkâr edenler kâfirdir. Halbuki o azîz
kitaptır.
41/ FUSSİLLET-42: Lâ ye'tiyhilbâtılu min beyni yedeyhi ve lâ min halfih,
tenziylün min hakiymin hamiyd.
Ne önünden, ne arkasından asla bâtıl arız olamaz. Hikmet sahibi ve
hamid olan (Allah)'tan inmiştir.
Rabbimiz vuslata ulaştığımız
yolları peygamberlerin Allah'a ulaştıran yolları olarak ifade etmektir
ve Allah'a ulaşmak için peygamberlerin ve daha sonra mürşidlerin önünde
yapılan ve Furkan Sûresi'nin 70. ve 71. âyet-i kerîmelerinde açıklanan
tövbeden bahsetmektedir.
NİSA-26: Yürîdüllâhü liyübeyyine
leküm ve yehdiyeküm sünenellezine min kabliküm ve yetûbe aleyküm, vallâhü
alîmün hakîm.
Allah size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarına hidâyet etmek
ve tövbenizi kabul etmek ister. Allah Alîm'dir, Hakîm 'dir.
YUSUF-111: Lekad kâne fîy kasasıhim ıbratün liülil-elbâb, mâ kâne hadîsen
yüfterâ ve lâkin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tafsîle külli şey-in ve
hüden ve rahmeten likavmin yü'minûn.
And olsun ki, Peygamberlerin kıssalarında Ulûl-elbâb kullar için ibretler
vardır. Kur'ân uydurulan bir söz değildir. Fakat kendinden önceki kitapları
tasdik eden, inanan kavme herşeyin bütün detaylarını açıklayan bir hidâyet
rehberi rahmettir.
Rabbimiz, Peygamber Efendimize (SAV) Kat'ından bir zikir verdiğini ve
hiç kimsenin bu zikirden yüz çevirmemesi gerektiğini ifade etmektedir.
TAHA-99,1 00: Kezalike nakussu aleyke min enbâi mâ kad sebak, ve kad
âteynâke min ledünnâ zikri Men a'rada anhü feinnehû yahmilü yevmel kıyameti
vizrâ.
Böylece geçmiş olayları sana anlatırız, Kat'ımızdan sana bir zikir
verdik, kim ondan yüz çevirirse bilsin ki, kıyamet günü bir günah yükü
yüklenecektir.
HUD-120: Ve küllen nakussu aleyke min enbairrusüli mâ nüsebbitü bihî
füadek, ve caeke fiy hazihilhakku ve mevizatün ve zikrâ lilmü'miniyn.
Peygamberin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şeyle senin
kalbindeki hissiyatı (Füâd'leri) tesbit ederiz. Sana bu belgelerle inananlar
için hak, deliller ve zikir gelmiştir.
Kur'ân-ı Kerîm'in bir zikir olduğunu yukarıdaki âyet-i Kerîme'lerden bir
kısmı teyid etmektedir. Fakat Kur'ân-ı Kerîm zikri ile Rabbimizin Müzemmil
Sûresi 8. Âyet-i Kerîmesinde buyurdugu zikir birbirinden farklıdır.
73/ MÜZEMMİL-8: Vezkürisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtiylâ
Rabbinin (Allah'ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O'na (Allah'a)
dön (ulaş, vasıl ol).
Görülüyor ki, zikir Allah'ın
isminin tekrar edilmesidir. Allah'ın İsm-i Celâli devamlı tekrar edilecektir.
Bu tekrar sırasında Allah düşünülecektir.
Allah'dan başka hiçbirşeyin düşünülmeyeceği bir zikir asıldır. Çünkü;
Allah'dan başka herşeyden kesilmek, ancak böyle bir zikirle mümkün olur.
Kalbimizde hatem adı verilen mührün Allah'a açılan kapıdan ayrılıp, iblise
açılan kapıyı kapatması ancak Allah isminin tekrarıyla mümkündür. Yüce
Rabbimiz zikir ibadetinin Kur'ân-ı Kerîm tilâvetinden de, namaz kılmaktan
da daha büyük, yani en büyük ibadet olduğunu ifade etmektedir.
29/ ANKEBUT-45: Ütlü mâ
ûhıye ileyke minelkitâbi ve ekımıssalât, innessalâte tenhâ anilfahşâi
velmünker, ve lezikrullahi ekber, vallahü ya'lemü mâ tasne'ûn.
Sana kitaptan vahyedileni oku, namazı kıl çünkü namaz kötülükten ve
fuhşiyattan meneder ama Allah'ın zikri en büyüktür. Ve Allah yaptığınız
şeyleri bilir.
Burada da Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm okumanın, namazın ve zikrin birbirinden
ayrı vasıtalar olduğunu açıklıyor ve soruyor;
57/ HADİD-16 : Elem ye'ni
lilleziyne âmenû en tahşe'a kulûbühüm lizikrillâhi ve mâ nezele minelhakkı
ve lâ yekûnû kelleziyne ûtülkitâbe min kablü fetâle aleyhimül'emedü fekaset
kulûbühüm, ve kesiyrün minhüm fâsikuûn.
Âmenû olanların kalplerinde Allah'ın zikri ile (ve bu zikirle) Hakk'tan
inen şeyle (nurla) huşûya ulaşmak (huşû sahibi olmak) zamanı gelmedi mi?
Kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen (ve bu zaman
zarfında Allah'ı zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet bağlayan (kalpleri
zikirsizlikten kararan ve sertleşen ve hastalanan) kimseler gibi olmasınlar.
(zikretsinler ki kalpleri kararmasın) Onların çoğu fasıklardır (hidayete
erdikten sonra yoldan çıkanlardır).
Zikirden vazgeçmenin neticesine de işaret buyuruluyor.
43/ZUHRUF-36: Ve men yağşü
an zikrirrahmâni nükayyıd lehü şeytânen fehüve lehü kariyn.
Kim Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse Biz ona şeytanı musallat ederiz.
Ve onun için şeytan arkadaştır.
|