Transandantal meditasyonda bir insan meditasyon yaptığı zaman ona Allahû Tealâ'dan rahmet, fazl ve salavat gelmez; tam aksine ayaklarından yukarıya doğru, nefsinin kalbine, alttan sadece şeytanın karanlıkları girer. Bu olay nefsindeki afetleri daha çok arttırır, konsantre kılar. Öyleyse hiç kimsenin nefsinin transandantal meditasyonla arınması ve söyledikleri gibi "aç gözlülükten, öfkeden ve şehvetten, kendini beğenmişlikten arınmış; sevgi dolu, başkaları için yaşayan biri olma" muhtevasına ulaşması mümkün değildir.

Zikirde ne var?

Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmayı dileyen bir kişinin kalbinde mührü açıyor, kalbindeki küfür kelimesini alıyor, kalbinin içine îmân kelimesini yazıyor. Bu îmân kelimesi, bir cazibe merkezi. Kalbe zikirle ulaşan rahmet, fazl ve salavatın kalbe ulaşmasından sonra fazıllar bir cazibe merkezi olan îmân kelimesinin etrafında toplanmaya başlıyor. Böylece kişinin zikri çoğaldıkça nefsindeki afetler otomatik olarak azalıyor, azalıyor, azalıyor... Ve kişi aç gözlülükten, öfkeden ve şehvetten, kendini beğenmişlikten arınmış; sevgi dolu, başkaları için yaşayan biri olma vasıflarını kazanıyor; ama zikirle ve nefsinin kalbinde bu olayların tahakkuk etmesiyle.

Bir defa bütün insanların kalpleri mühürlü. Eğer kişi mürşidine ulaşmazsa, Allahû Tealâ o mührü asla açmaz. Mühür açılmazsa o kalbin içine, Allah'ın nurlarının girmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Allah kalbin içine îmânı yazmazsa, îmân kelimesinin etrafında Allah'tan gelen fazılların toplanması mümkün değildir. Bütün bunlar, Allah'a ulaşmayı dileyen bir insanın adım adım yaşaması lâzım gelen hakikatlerdir ki; meditasyon veya yoga ile hiçbir zaman bu hakikatler yaşanamaz. Meditasyon yapan, yoga yapan insanların nefslerinin kalbinde bir arınma olması da mümkün değildir.

Arınmanın temel standardını mutlaka Allah'ın nurlarının nefsin kalbine girmesi oluşturur. Sadece "Allah" kelimesi kişinin kalbinde bu nurları ulaştırabilir ve îmân kelimesi de o ulaşan nuru etrafına toplamayı başarır. Böylece kişinin nefsinin kalbindeki afetler azaldıkça, azalan afetlerin yerini faziletler alacağı için yukarıda söylenen bütün vasıfların çok daha ötesini o kişi mutlaka kazanacaktır. İç dünyasındaki, dış dünyasındaki ve Allah ile olan ilişkilerindeki bütün kavgalar, sona erecektir. Böyle bir insan, iradesini Allah'ın iradesine birleştirdikten sonra Allahû Tealâ tarafından irşad makamına tayin edilir ve irşad makamına tayin edilen kişi, hacet namazı kılana gösterilir.

Şeytanla ilişki kuran insanlar, birbirlerine zülmaniyyeti öğretiyorlar. Onları şeytanın karanlık dünyasına yaklaştırmaya çalışıyorlar.


DR.İSKENDER ALİ MİHR