}
Türkiye Geneli Konferansı Bölüm 1 27.07.2014
Mp4 Mp3 Link

Sohbet Kodu: 200189

SOHBETİN ADI: TÜRKİYE GENELİ KONFERANSI – 1. BÖLÜM
TARİH: 27.07.2014

Esselâmu aleykûm ve rahmetullahi ve berekâtûhû sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım!

Allah’a ne kadar hamd ve şükrediyoruz ki; bir defa daha Allah’ın emrinde bir konferansta Yüce Rabbimiz bizleri birlikte kıldı. “Her şey çok mu güzel, yoksa bize mi öyle geliyor?” Her şey çok güzel sevgili kardeşlerim! Bizler Allah’a olan sevgi bağıyla birbirine bağlanmış olanlarız. Allahû Tealâ, hepimizi en güzele ulaştırmak için lâzımgelen yardımı her zaman bugüne kadar yaptı. Hep de en güzellerini yaşadık sevgili kardeşlerim!

Hedefimiz insanları mutlu etmek. Onları mutlu ettikçe asıl biz mutlu oluyoruz. Bütün insanlar için Allahû Tealâ imkânlar bahşediyor. İşte bu imkânları Allahû Tealâ’nın emriyle hidayet konusunda hedeflere ulaştırma olarak dizayn etmek Rabbimizin hedefleri istikametinde bize düşüyor.
 
Sevgili kardeşlerim! Evvelâ Allahû Tealâ’nın hepinizi çok ama çok sevdiğini belirtmek istiyoruz. Bu muhteva içinde görevimiz, hepimizin görevi etrafımızdaki insanları mutlu etmek oluyor. İşte bir yeni konferansta herkesi mutlu etmek üzere hareket halindeyiz sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ ne istiyor bizden? Başka insanları mutlu etmemizi istiyor. Allahû Tealâ ne yapmamızı istiyor? Onları da İslâm’ın 5 şartından öteye geçirmemizi istiyor. Koskoca bir İslâm âlemi namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek ve kelime-i şahadet getirmekten ibaret, İslâm’ın 5 şartıyla tatbikatını devam ettiriyor. Ama İslâm’ın şartı 5 değildir. Tamam; namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek hepsi farz ama hepsi bütünü ifade etmiyor:

* Allah’a ulaşmayı dilemek var ve
* Sonuncusu önemli, sonuncusu; teslimler.

Sevgili kardeşlerim! Hepimiz ruhumuzu, fizik bedenimizi, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim etmekle vazifeliyiz. Öyleyse bir faktör daha var: Teslim olmak. İşte İslâm; “teslim olan” mânâsına gelen kelime ve bizler İslâm’ız sevgili kardeşlerim! Allah’a teslim olanlar… Bize ulaşıp, tövbe ettiğiniz zaman, bu teslimi gerçekleştiriyorsunuz, el öperek. Ne oluyor? Allahû Tealâ sizlere de aynı güzelliği yaşatıyor. Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın hedefi açık ve kesin. Bizler İslâm dîninin mensupları, Allah’a teslim olarak mutlu oluruz. Bir dünya hayatı söz konusu… Bu dünya hayatında sevgili kardeşlerimiz, görevimiz tehlike! Görevimiz insanları mutlu etmek. Allah her şeye kaadirdir, biz ne kadar onları mutlu etmeye çalışırsak, Allah da bize yardım eder, onları o kadar mutlu eder. Bütün gücümüzle insanların mutluluğuna çalışmak hepimizin görevidir.

İşte gene bu görevi yapmak üzere bugün huzurlarınızdayız. Allahû Tealâ sizleri mutlu görmek istiyor. Biliyorsunuz ki sevgili kardeşlerimiz; dînimizin adı İslâm dîni. Ne demek İslâm? “Teslim olan” demek. Öyleyse hepimiz:

1- Ruhumuzu,
2- Fizik bedenimizi,
3- Nefsimizi,
4- İrademizi Allah’a teslim etmekle vazifeliyiz.

İşte bu teslimleri yaptığımız zaman, dünyanın aslî mutluluğunu yaşamak imkânına kavuştuk. Hepinizi çok ama çok seviyoruz sevgili kardeşlerimiz! Bugün koskoca bir İslâm âlemi, İslâm'ın 5 şartına endekslenmiş durumda: Namaz kılmak var, oruç tutmak var, zekât vermek var, hacca gitmek var, kelime-i şahadet getirmek var. "İşte, diyorlar, İslâm'ın şartı 5'tir. Biz de 5 şartın 5'ini de yerine getiriyoruz. Namaz kılıyoruz, oruç tutuyoruz, zekât veriyoruz, hacca gidiyoruz, kelime-i şahadet getiriyoruz ve bununla tamamlanıyoruz." deniyor. Hayır, sevgili kardeşlerim! Tamamlanmış olamazsınız. İslâm “teslim olan” demek. Hiç kimse Allah'ın kendisi için tayin ettiği bir mürşide veya onun bir vekiline tâbî olmaksızın, ruhunu Allah'a ulaştıramaz. Oysaki Allahû Tealâ hepimizin ermiş evliya olmasını istiyor. Ne zaman ereceğiz? Ne zaman ruhumuzu Allah'a ulaştırmayı başarırsak…
 
Öyleyse hepimiz için sevgili kardeşlerimiz, kapılar ardına kadar açık. Allahû Tealâ'nın emrinde önce ruhumuzu, sonra fizik bedenimizi, sonra nefsimizi, en sonrada irademizi Allah'a teslim etmekle hepimiz vazifeliyiz. Peki, eskiden nasıldı? İslâm'ın şartı 5'ti: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek. Hepsi de farz mı? Evet, hepsi de farz. Asıl sual yeterli mi suali? Hayır, yeterli değil.

Namaz kılan, oruç tutan, zekât veren, hacca giden, kelime-i şahadet getiren bir insan Allah'a hiç bir şeyini teslim etmemiştir. Namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekât veriyor, hacca gidiyor, kelime-i şahadet getiriyor; tamam. ‘İslâm'ın 5 şartı’ diyor buna; "E, bu kadarı bana yeter." diyor. Hayır, yetmez sevgili kardeşlerim! Dînimizin adı İslâm dîni. İslâm “teslim olan” demek. Bir insan namaz kılan, oruç tutan, zekât veren, hacca giden, kelime-i şahadet getiren bir insan, Allah’a hiçbir şeyini teslim etmemiştir. Oysaki ruhunu, fizik bedenini, nefsini ve iradesini Allah’a teslim etmekle Allah tarafından vazifeli kılınmıştır.

Sevgili kardeşlerim! Bizim dışımızdakiler bırakalım dilediklerini yapsınlar. O, onların problemi. Ama bizler, bizim safımızda olanlar Allah’tan her an emir aldığımız için, bu emirleri yerine getirmek aslî vazifemiz olduğu için her an Allah ile beraberiz. Hepiniz sevgili kardeşlerim, bizim kardeşlerimiz, hepiniz Allah ile bilesiniz. “Allah ile bile olmak” Allah ile beraber olmak demek. Bir başka ifadesiyle “Allah’a teslim olmak” demek. Allah’a ruhunuzu, Allah’a fizik bedeninizi, Allah’a nefsinizi ve Allah’a iradenizi teslim etmekle hepiniz vazifelisiniz.
 
“Peki, biz bunların hepsini teslim edemezsek cehenneme mi gideriz?”

* Hayır, daha Allah’a ulaşmayı dilediğiniz anda 1. kat cennetin sahibisiniz.
* Mürşidinize tâbî oldunuz, 2. kat cennet ve ruhunuz vücudunuzdan ayrıldı.
* Ruhunuz Allah’a ulaştı; 3.kat cennet.
* Fizik bedeninizi teslim ettiniz; 4.kat cennet.
* Nefsinizi teslim ettiniz; 5. kat cennet.
* Muhlis oldunuz; 6. kat cennet.
* İradenizi Allah’a teslim ettiniz; 7.kat cennet.

7 kat cennetin her birisi, ayrı bir fonksiyonel yapıyı muhtevasında taşıyor. Sevgili kardeşlerim! Hepsi Kur’ân-ı Kerim’de yer almış durumda. Öyleyse görevimiz tehlike! Görevimiz, bütün insanları hedeflerine ulaştırmak. Her ne kadar size bir takım insanlar; “İslâm’ın şartı 5’tir. 5’ini de yaparsanız problem kalmaz.” derlerse de… Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek ve kelime-i şahadet getirmek hakikaten İslâm’ın şartlarından 5 tanesi. Hepsi farz mı? Hepsi farz. Ama bizim sualimiz yeter mi? Yeter mi suali? Namaz kılmak da farz, oruç tutmak da zekât vermek de hacca gitmek de kelime-i şahadet getirmek de farz, evet. Bunu bize yeterli olarak göstermek isteyenlere bir sual sorarız hemen. “Senin dîninin adı ne?” deriz. Senin dîninin adı ne?” “Adı İslâm.” Başka alternatif yok ki, başka bir şey söyleyemez sevgili kardeşlerim! “Senin dîninin adı ne?” dediğimiz zaman, bize “Benim dînimin adı İslâm.” demek mecburiyetinde. O zaman biz de ona sorarız: “İslâm ne demek?” Eğer doğruyu söylemezse biz söyleriz: “İslâm ‘teslim olan’ demek.”

1- Allah’a ruhunu teslim eden,
2- Allah’a fizik bedenini teslim eden,
3- Allah’a nefsini teslim eden,
4- Allah’a iradesini teslim eden insanlar söz konusu.      

Ve Allahû Tealâ hepsini farz kılmış. “Eyvah! Hepsini teslim edemezsek, o zaman cehenneme mi gideriz?” Daha Allah’a ulaşmayı dilediğiniz anda 1. kat cennet sizin. Mürşidinize tâbî oldunuz, 2. kat cennet ve tâbî olunca ne oldu? Ruhunuz Allah’a doğru yola çıktı, 7-8 aylık bir devrenin sonunda ruhunuz Allah’a ulaşacak. Ulaştı; 3. kat cennet, fizik bedeninizi teslim ettiniz; 4, nefsinizi teslim ettiniz; 5, muhlis oldunuz; 6 ve iradenizi Allah’a teslim ettiniz; 7. 7.kat cennetin de sahibi oldunuz.
Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın hedefleri var sevgili kardeşlerim! İslâm; İslâm’ın 5 şartından ibaret değildir. Kim size:
 
“Namaz kılarsanız, oruç tutarsanız, zekât verirseniz, hacca giderseniz, kelime-i şahadette getirirseniz İslâm’ın 5 şartını yaşamış olursunuz, başka bir şeye de ihtiyacınız yok.” derse,
 
“Hayır.” dersiniz, “Hayır, sen doğruyu söylemiyorsun! Sana bunu ispat edeyim: Senin dîninin adı ne? Bana söyle bakalım şimdi?”
 
“Benim dînimin adı İslâm.”
 
“He! Şimdi bana söyle, İslâm ne demek?” O zaman kem küm etmeye başlar. “Hakikati söyleyelim.” deriz o zaman biz de ona. “Hakikat: ‘İslâm kelimesi ‘teslim olan’ demek.” sin kökünden geliyor; sin, lam, mim.

Sevgili kardeşlerim! O zaman biz insanlara Allah’ın doğrusunu söylemiş oluruz. Kim bize; “İslâm’ın şartı 5’tir: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek.” derse, “Evet, bu 5 şartın 5’i de farzdır, doğru. Ama hepsi değil.” Biz de sana bir sual soruyoruz: “Bizim dînimizin adı ne?” Bizim dînimizin adı İslâm dîni. “İslâm ne demek?” İşte orada şişiyorlar. “İslâm ‘teslim olan’ demek.” Ruhunuzu önce, sonra fizik bedeninizi, sonra nefsinizi, en sonra iradenizi Allah’a teslim etmekle hepiniz vazifeli kılındınız ve adım adım bunları gerçekleştirdiniz.
 
Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ’nın istediği şey, İslâm kelimesinin mânâsını gerçek anlamda bilerek onu yaşamak. İslâm “teslim olan” demek ve ruhunu, fizik bedenini, nefsini ve iradesini herkes Allah’a teslim etmekle vazifeli. “Ee, ama yapamazsak? 4’ünü de teslim edemezsek o zaman cehenneme mi gideriz?” Hayır, daha Allah’a ulaşmayı dilediniz; bu noktada 1. kat cennetin sahibisiniz. Allahû Tealâ size mürşid sevgisi verecektir. Mürşidinizi, boy abdesti alacaksınız, hacet namazı kılacaksınız, Allah’tan soracaksınız. Ne diyoruz? “Bize geleceksiniz.” demiyoruz sevgili kardeşlerimiz! Herkes kendi kaderini yaşar. Allah’tan soracaksınız ve Allah size kimi gösterirse, ona ulaşıp tâbî olacaksınız. “İyi ama ben falanca yerdeyim, o benden bilmem kaç yüz km ötede.” Olabilir ama sizin olduğunuz yerde de onun bir vekili olabilir ya da ona yakın bir yerde. Gidip o vekile, tövbe vermeye yetkili bir vekili varsa ona gidip, tâbî olabilirsiniz. Peki, bu da geçerli mi? Elbette geçerli. Çünkü o cereyanı almıştır ki; böylece kendisine sorulacak olan suallerin cevaplarını da verecek bir hüviyeti taşıdığı içindir ki; ona ulaşıp tâbî olduğunuz an, ruhunuz vücudunuzu terk ederek Allah’a doğru yola çıkar. 7-8 aylık bir devrede de ruhunuz Allahû Tealâ’ya ulaşır.
 
Gerçek anlamda Allah’a ulaşmayı dileyenler için hiçbir eksiklik kalmaz. Neden kalmaz? Çünkü Allahû Tealâ’nın sözü var. “Kim Bana ulaşmayı dilerse, Ben onu kendime ulaştırırım.” buyuruyor Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ. Öyleyse bu sözü veren her hangi birisi değil sevgili kardeşlerim! Bir insan değil; Allah, kâinatı yaratan Allah; “Kim Bana ulaşmayı dilerse, Ben onu kendime ulaştırırım” diye söz vermiş.

42/ŞÛRÂ 13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).


Sözünü yerine getirmemesi mümkün mü? Asla mümkün olamaz. O, Allah. İradesi hiçbir şeyi dışarıda bırakmaz. Her şeyi gerçekleştirmek yetkisi O’nundur. O, Allah’tır. Kâinatı yaratan (dünya da onun bir parçası), dünyayı yaratan Allah.

İşte sevgili kardeşlerim, hepimiz için Allah’a şükürler olsun ki söz konusu olan şey bu büyük hakikati bilmemiz ve dînimizin teslim dîni olduğunu idrak etmemiz ve önce ruhumuzu, sonra fizik bedenimizi, sonra nefsimizi, sonra da irademizi Allah’a teslim etmekle vazifeli kılınmışız. Peki, bunların hepsini gerçekleştiremezsek cehenneme mi gideriz? Hayır, sevgili kardeşlerim! Daha Allah’a ulaşmayı dilediğiniz an 1. kat cennetin sahibisiniz. Bu sizi mürşid sevgisine ulaştıracaktır, mürşid arayışına gireceksiniz. Burada serbest değilsiniz, Allah’tan sormak mecburiyetindesiniz. Boy abdesti alacaksınız, hacet namazını kılacaksınız ve Allah’tan mürşidinizi soracaksınız. O zaman Allahû Tealâ size mürşidinizi gösterecek. “Ben kıldım göstermedi.” Sen kıldın göstermedi ama 1.’yi gerçekleştirdin. Böyle bir şey olursa, göstermezse 2. defa talepte bulunacaksın, göstermezse 3. defa talepte bulunacaksın. Allahû Tealâ eğer lâyıksan en geç 3.’de mutlaka mürşidini gösterir. “Bana gösterdiği mürşid o kadar uzaklardaki ben oraya gidemem.” Olabilir ama o mürşidin senin gidebileceğin yerlerde müridleri her zaman olabilir, öyle bir şey mümkündür. O zaman o müridlerden, görev sahibi olan müridlerden birisine gidersiniz ve ona tâbî olursunuz. Bunun mânâsı mürşidinize tâbî olmak demektir. Tâbî olduğunuz an, ruhunuz vücudunuzu terk ederek Allah’a doğru yola çıkar. 7-8 aylık bir devrede ruhunuz 7 tane gök katını aşar, Sidretül Münteha’yı aşar ve Allah’a ulaşır. Allah’a ulaştığı zaman siz artık ermiş evliya olursunuz.

Neyiniz ermiş? Ruhunuz. Nereye? Kime? Allah’a. Ruhunuz Allah’a ulaşmış ve Allah’ta yok olmuş. Siz normal standartlarda ruhunuzu göremezsiniz.

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ’nın istediği şey bütün insanlar için en güzeli. O, istiyor ki; insanlar Allah’a ulaşmayı dilesinler. Mürşidlerine tâbî olsunlar. Ruhları vücutlarından ayrılarak Allah’a doğru yola çıksın, Allah’a ulaşsın ve böylece ermiş evliya olsunlar. Velîlerin ermişi… Nereye ermiş? Allah’a ermiş. İşte İslâm dîninin ismi buradan geliyor. İslâm; “teslim olan” demek. Bu standartlarda teslim olunur. Başka bir standart mevcut değildir sevgili kardeşlerim! İslâm dîni, teslim olanların dînidir:

* Bu teslim önce ruhun teslimidir.
* Sonra fizik bedenin teslimi,
* Sonra nefsin teslimi,
* En sonra da iradenin teslimi. Bunlardan 3 ve 4 daimî zikri mutlaka gerektirir.  

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ hep mutluluğu hedef almış. Allah’a ulaşmayı dileyen insan ‘A’ kadar mutluysa, Allah’a ulaşmayı diledikten sonra mürşidine tâbî olan kişi ‘A+B’ kadar mutlu. Ruhunu, vücudundan ayrılan ruhunu Allah’a ulaştıran insan ‘A+B+C’ kadar mutlu. Fizik bedenini teslim eden ‘A, B, C, D’ kadar mutlu artı, artı, artı. Sonra nefsini teslim eden, iradesini teslim eden insanlar birer birer, o 7 tane safhanın her birinde daha yukarı tırmanmış olarak, ruhunu, vechini yani fizik bedenini, nefsini ve iradesini Allah’a teslim ederler. İşte bu sebeple dînimize İslâm dîni yani “teslim olanların dîni” adı verilir. Allah’a sonsuz hamd ve şükrediyoruz hepimiz, Allah’a teslim olmayı Yüce Rabbimiz bizlere nasip kıldı diye.
 
Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ ne istiyor? Allahû Tealâ insanların mutlu olmasını istiyor. Hiç kimse Allah’sız bir standartta mutluluğu yaşayamaz sevgili kardeşlerim! Devrede Allah yoksa mutlu olmak yoktur. İnsanların hepsi derler ki: “Param olursa mutlaka mutlu olurum ben. Allahû Tealâ bana para versin, bak nasıl mutlu oluyorum.” Hiç öyle değil sevgili kardeşlerim! Eğer devrede Allah yoksa kazanılan para o insanı mutlu etmez. Bir defa o insan nefs tezkiyesi yapmamıştır, tasfiyesini de hiç yapmamıştır. Öyleyse yapacağı davranış biçimleri içinde Allah’ın yasak ettiği birçok yanlışlıklar mutlaka yer alacaktır. Alınca da o kişi hep o sebeplerle derecat kaybedecektir. Ama Allah yolunda olanlar, Allah’ın yoluna girdikten sonra ne yaparlar? Hacet namazını kılarlar, Allah’ın yolunda olmanın gerçek anlamını yaşamak isterler. Hacet namazını kılarlar ve mürşidlerini Allah’tan sorarlar. O mürşide veya onun kendi bulunduğu yerdeki bir vekiline, şu veya bu yerde, nerede olursa olsun vekil, o vekile bir tesadüf de olarak ulaşsalar, tâbî oldukları anda ruhları vücutlarından ayrılır Allah’a doğru yola çıkar. 7-8 aylık bir devrenin sonunda, 7 tane gök katını aşan o kişinin ruhu Sidretül Münteha’ya ulaşır, onu da aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşır Allah’ın Zat’ında ifna olur.

Sevgili kardeşlerim! Bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın istediği şey ruhlarını da Allah’a teslim etmeleridir. Orada bitiyor mu teslimler? Hayır, ‘fizik bedenlerin teslimi, nefslerin teslimi ve iradelerin teslimi’ diye teslimler buraya kadar devam eder. Öyleyse:

1- Allah’a ulaşmayı dilemek,
2- Mürşide tabiiyet,
3- Ruhun Allah’a ulaşması,
4- Fizik bedenin teslimi,
5- Nefsin teslimi,
6- Muhlis olmak,
7- Ve iradeyi Allah’a teslim etmek, 7 tane safha ifade ediyor ve bunu gerçekleştiren bir insan Allahû Tealâ’nın en çok sevdiklerinden olur.

Sevgili kardeşlerim! Koskoca bir İslâm âlemi, büyük bir yanlışlığın içine düşmüş durumdadır. İnsanlar diyorlar ki: “İslâm’ın şartı 5’tir: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek.” Demek ki: “Sen böyle söylüyorsun.” diyoruz biz de ona. Ondan sonra soruyoruz: “İslâm ne demek?” Burada normal standartlarda bize cevap vermesi, böyle olan bir insanın yani ruhunu Allah’a ulaştırmak için mürşidini sormayan, o mürşide ulaşmayan, ruhu da vücudundan ayrılıp Allah’a doğru yola çıkmayan bir insan bize cevap veremez. Çünkü o teslim olmayı başaramamıştır. Ruhunun vücudundan ayrılarak Allah’a doğru yola çıkması, 7-8 aylık bir devrede 7 tane gök katını aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşması söz konusudur. İşte bu kişi gerçek anlamda İslâm olmuştur. Ruhunu Allah’a teslim etmiştir. Ama gerçek anlamda İslâm olmanın daha ötesi var mı? Var; fizik vücudunu teslim edecek (bir), daha sonra, sonra nefsini teslim edecektir, sonra da iradesini Allah’a teslim edecektir. İşte bunların sırasıyla her biri, o kişinin daha üst kat cennete girmesini ifade eder:

* Yani Allah’a ulaşmayı dileyip de ölen bir kişi 1. kat cennete girerken,
* Mürşidine de tâbî olup ölürse 2. kat cennetin sahibidir.
* Ruhunu Allah’a teslim ederse 3. kat cennetin sahibidir.
* Fizik bedenini teslim ederse 4. kat cennetin sahibidir.
* Nefsini teslim ederse 5. kat cennetin sahibidir.
* Muhlis olursa 6. kat cennetin sahibidir.
* İradesini de Allah’a teslim ederse 7. kat cennetin sahibidir.

Ne yapmıştır? Ruhunu da fizik bedenini de nefsini de iradesini de Allah’a teslim etmiştir.
 
Sevgili kardeşlerim! İşte bütün insanları en büyük hazlara, en büyük zevklere, en büyük mutluluklara ulaştıran şey bu teslimlerin tamamlanmasıdır. İşte o zaman kişi gerçek anlamda İslâm olmuştur. İslâm “teslim olan” demek. Bu kişi;

* Ruhunu teslim etmiştir (1),
* Fizik bedenini teslim etmiştir (2),
* Nefsini teslim etmiştir (3),
* İradesini de Allah’a teslim etmiştir ve teslimler tamamlanmıştır.

Bu safhanın sonu, 7. safhada tamamlanır. Allah’a ulaşmayı dilemekten başlayan, sonrada mürşide tâbiiyeti, ruhun Allah’a ulaşmasını, fizik bedenin teslimini, nefsin teslimini ve iradenin teslimini muhtevasına alan 7 tane safha…

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ ne istiyor insanlardan? Mutlu olmalarını istiyor. Allahû Tealâ ne istiyor insanlardan? Bu dünyada mutlu oldukları gibi, O’nun cennetine girerek, Allah’ın cennetine girerek, buna ehil olarak, bunu hak ederek yaşayan bir insanın, dünya üzerinde yaşarken de mutlu olması, ölümden sonra da Allah’ın cennetinde mutlu olması Allahû Tealâ’nın açık bir şekilde garanti ettiği bir hüviyet taşıyor.
 
Sevgili kardeşlerim! Hiç unutmayalım, dînimizin adı İslâm dîni. İslâm dîni yani teslim olanın, teslim olanların dîni. Allah’a ulaşmayı dileyip de ölen bir kişi 1. kat cennete girerken, mürşidine tâbî olan kişi 2. kat cennete giriyor. Kim mürşidine tâbî olursa o kişinin ruhu vücudundan ayrılır, Allah’a doğru yola çıkar ve yola çıkan kafileyle 7-8 aylık bir devrenin sonunda o kişinin ruhu da Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşırsa ne olur? Ermiş evliya olur. İşte sevgili kardeşlerim, Allah’ın istediği şey bütün insanların ermiş olmaları, ruhlarını Allah’a ulaştırmaları… Bu ruhun Allah’a ulaşması, Allahû Tealâ’nın bir hediyesidir. Ruhunu, fizik bedenini, nefsini ve iradesini herkes Allah’a teslim olmak, teslim etmek mecburiyetindedir. Bu mecburiyet gerçekleşemezse ne olur? Bunun hepsini gerçekleştirmek herkese nasip olmaz. Ama Allahû Tealâ insanların daha Allah’a ulaşmayı diledikleri andan itibaren mükâfatlarını veriyor. Bir insan Allah’a ulaşmayı dileyip de ölse 1. kat cennete girerken, Allah’a ulaşmayı diledikten sonra mürşidine tâbî olur da ölürse 2. kat cennete girer. Ruhunu Allah’a ulaştırarak ölse 3. kat cennete, fizik bedenini teslim ederse 4. kat cennete, nefsini teslim ederse 5. kat cennete, muhlis olursa 6. kat cennete, iradesini de Allah’a teslim ederse 7. kat cennete girer. 7 kat cennet bu hedeflere dayalı olarak Allahû Tealâ tarafından vücuda getirilmiştir ve Allahû Tealâ bütün insanların bu hedeflere ulaşmasını ister ve bunu Allahû Tealâ o kişiye mükâfat olarak mutlaka, bu hedefleri gerçekleştirdikçe, gerçekleştirmek standardına ulaşınca derhal teslim eder. Ruhunu Allah’a teslim eden kişi, fizik vücudunu teslim edenden bir kademe aşağıdadır. O da nefsini teslim edenden daha aşağıdadır. O da iradesini Allah’a teslim edenden daha aşağıdır.
 
Öyleyse sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ’nın 7 tane safhasını unutmamamız lâzım:
 
1- Allah’a ulaşmayı dilemek,
2- Mürşide tabiiyet,
3- Ruhun Allah’a ulaşması,
4- Fizik bedenin teslimi,
5- Nefsin teslimi,
6- Muhlis olmak,
7- Ve iradeyi Allah’a teslim etmek, 7 tane safha ortaya koyuyor.

Bu safhanın her birisi, bir kat üst cenneti kazandırıyor. O zaman o kişi bunların her birini yaşadıkça mutluluğu artar, artar, artar. Öyle bir noktaya ulaşır ki; daimî zikre ulaştığı zaman nefsinin kalbinde afet hiç kalmayacaktır. İşte o nokta, o insan için Adn cennetlerini ifade eder.

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ’nın istediği şey ne? İstediği şey bütün insanların cennete girmesi. Ama insanın kendisine bırakması lâzım ki bunu; o kişi bunu gerçekleştirdiği takdirde o hedefe ulaşsın. İşte Allah’ın kanunu budur. Allahû Tealâ bütün insanlara emir veriyor:

1- “Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz.”
2- “Mürşidinize tâbî olacaksınız.”
3- “Mürşidinize tâbî olduğunuz zaman ruhunuz vücudunuzdan ayrılacak, Bize doğru yola çıkacaksınız, Allah’a doğru. Allah’a ruhunuz ulaşacak, ermiş evliya olacaksınız.”
4- “Fizik bedeniniz teslim olacak.” (4)
5- “Nefsinizi teslim edeceksiniz.” (5)
6- “Muhlis olacaksınız.” (6)
7- “İradenizi de Allah’a teslim edeceksiniz; 7.kat cennetin sahibi olacaksınız.”

İşte sevgili kardeşlerim, bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın istediği şey bundan ibaret: Ruhunuzu, fizik bedeninizi, nefsinizi ve iradenizi Allah’a teslim etmek. “Ne yani bunların hepsi teslim olmadıkça biz cennete ulaşamaz mıyız? Cennete giremez miyiz?” Daha Allah’a ulaşmayı dilediğiniz anda 1. kat cennettesiniz sevgili kardeşlerim! Eğer gerçekten 1. kat cennete ulaşmışsanız, mutlaka mürşid sevgisini Allahû Tealâ size verecek, tâbiiyetle beraber 2. kat cennetin sahibisiniz ve ruhunuz vücudunuzu terk edecek. Ruhunuz Allah’a ulaşacak; 3. kat cennet. Fizik bedeninizi teslim edeceksiniz; 4. kat cennet. Nefsinizi teslim edeceksiniz; 5. kat cennet. Muhlis olacaksınız; 6. kat cennet. İradenizi Allah’a teslim edeceksiniz; 7. kat cennetin de sahibi olacaksınız.

“Bunların hepsini olmaya mecbur muyum?” “Hayır, mecbur değilsin evladım.” “Allah’a ulaşmayı dilediğin anda zaten 1. kat cennetin sahibisin. Ama o zaman göreceksin ki; sen isteyeceksin mürşidine tâbî olmayı, ruhunu Allah’a ulaştırmayı, fizik bedenini teslim etmeyi. Öyle büyük zevkler yaşayacaksın ki; o zaman Allahû Tealâ’ya her yeni hedefe ulaştıkça şükredeceksin, hamd edeceksin.” “Ey Yüce Allah’ım, bana ne kadar güzel hedefler nasip ettin, Senin dînin ne kadar güzel bir dînmiş. Ben dünyadaki en mutlu insanlardan biriyim.” diye huzur içinde olacaksın.       

Sevgili kardeşlerim! İşte dünya böyle bir standardın içinde, öyleyse hepiniz Allah’ın sevgilisisiniz. O hepinizi sever. İster ki; herkes, herkes Allah’ın cennetine girsin. İster ki; herkes dünya üzerinde bir muhteşem mutluluğu yaşasın, ister ki; herkes mutlaka teslimlerini de gerçekleştirsin ve birer birer daha üst kat, daha üst kat, daha üst kat, daha üst kat cennetlere ulaşsın. Allah hepinizin mutlaka cennete girmesini ister, bunun için farz kılmıştır Kur’ân-ı Kerim’de:
 
1- Allah’a ulaşmayı dilemeyi,
2- Mürşide tabiiyeti,
3- Ruhun teslimini,
4- Fizik bedenin teslimini,
5- Nefsin teslimini,
6- Muhlis olmayı,
7- Ve iradeyi Allah’a teslim etmeyi farz kılmıştır ki; herkes 7.kat cennete kadar ulaşabilsin.

İmkânları sonuna kadar açmış Allahû Tealâ ve insanların bu emirleri yerine getirmesini bekliyor. Emirler yerine geldikçe insanlar daha üst kat, daha üst kat, daha üst kat cennetlere birer birer ulaşacaklardır.

Sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım! Bir hedef olarak Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet, ruhun Allah’a ulaşması, fizik bedenin teslimi, nefsin teslimi, muhlis olmak ve iradeyi Allah’a teslim etmek 7 tane safha işaret ediyor ve bu safhaların her birisine ulaştığınız zaman bir üst kat cennete girersiniz. Ruhunu da vechini de nefsini de iradesini de Allah’a teslim eden bir insan, dört teslimi tamamlayan bir insan 7. kat cennete sahip olur, onu hak eder. O zaman ben de söylerim ona: “Her şey çok mu güzel, yoksa bana mı öyle geliyor?”

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ’nın emrettiği şeyleri kalın çizgilerle sizlere ulaştırdık hamd olsun. Şimdi daha derinlere gitmek için sualleriniz gerekiyor. Hepinizden bekliyoruz inşaallah, Allah razı olsun.    

İmam İskender Ali  M İ H R